4 Eylül 2022 Pazar
14 Mart 2022 Pazartesi
Şiir'sen
Yani öyle yoksun ki çoğalıyorsun git gide
Çağıl Çağıl akan bir ırmak oluyorsun
Göz bebeklerimden usulca süzülüyorsun
Yokluğun yarışamıyor hatıralarınla
Ölümüne yarışan atlar nasılsa hani
Dipdiri kalıyorsun her şeyin sonunda
Göze almaktır her başlangıç bitişi
Yan yana olmanın kaçınılmaz sonu
Adımların usulca terk ediyor bu yorgun şehri
Her adımında bir orman yanıyor alevsiz
Külleri gökyüzüne karışıyor
Bulutlar sessizliğine yağmur oluyor
Hüznümü yıkıyor
Giderek çoğalıyorsun içimde
Gökyüzü adımlarının altında eziliyor
Renksiz bir su birikintisinde ölüyor balıklarım
Kıyılara vuruyor ölgün sevdalar
Bir limanım vardı onu da yakıyorum
Aşk sen ve gülüşünün rengini katmıyorum
Sensiz bir varoluşta kelimeler arıyorum
Yalın ayak ıslak sokaklarda dolaşıyorum
Şarap kızılı bir hüzün batıyor ufukta
Ellerini bulamıyorum yırtık ceplerimde
Bir sanrıdan ibaret virane şehirde
Aklımı kuşlara emanet ediyorum
Rengarenk balonlar ve gökkuşakları var biliyorum
Sen geldiğinde havalanır gökyüzü boyanır
Bir ayrılık türküsü tutturmuş meczup oyalanır
Kahpe bir avcı balonlarımı patlatır
Her şey olması gerektiği gibi olumlanır
Bir zamanlar gözlerinde yorgun denizler talihsiz balıkçılar vardı
Sokaklarım hep sana çıkardı
Dik yokuşlar,kar ve soğuk durduramazdı
Senin bir yalnızlığın vardı beni de al istediğim
Issız sokaklarında güvercinler uçardı
Senin bir sıcaklığın vardı
Bu kuzey şehrini sarar, karları eritirdi
Varoluşsal sancılarım dinerdi
Erik ağaçları çiçek açar gövdesinde bir sevgiyi büyütürdü
Sanaydı dallanıp budaklanmaları
Kalbimin en güneyinde bir şehirdi ki
Kim adımını atsa hep sana meftun
Çıkmazlar senin adınla anılır
Zamanı bölüştüğümüz her bağlam
Yorgun anılar müzesidir şimdi
Çok yakında ama arası uçurum
Antik acılar biriktirir ruhum
Can kırıkları yağar gökyüzünden
Kalbim soluksuz kalmış bir kuş sesinden
Ne kadar kanat çırpsa da ulaşamaz artık sana
Bir girdap ki mıhlanmış kalmış burada
Hangi yöne gitsem hatıraların çarpar
Ağlayan bir çocuk var içimde
Bulamıyorum sesi boğulur kendi içinde
Pulsuz mektuplar yollarım sana
Geri geri gider adımlarım
Belki bir tren garında sana rastlarım
Yollara vurgundur kaderim
Gel hadi beni durdur
Zehir oklarını sevginle savuştur
Nefretin prangasında kaldıysa ruhun
Düşlerimde hep sana sokulurum
Düğümleri çözemez titrek ellerim
Bir çocuğun kalbiyle severdim seni
Ondan bu çömezliğim
Saatler tersine işler bu virane şehirde
Terk edişler geceleri izler
Olmak artık çok güç bir eylem
Ellerini versen de hafiflesem
Hiç bitmeyen bir şiir'sen
Yarım bırakmak elzem
12 Mart 2022 Cumartesi
Sessizliğe gazel
23 Eylül 2021 Perşembe
Yitiksiz 23'lükler II
Geri geri gider adımlarım
23lük yollarda seni ararım
Pencere kenarında sabah kuşlarım
Herkes uyurken onlara seni fısıldarım
Senin de gök yüzünde kanatlanır
Bazı günler seni andırır
Hani öyle yeşil öyle beyaz öyle yaz
Denize yalın ayak koşarım sıcak kumsalda
Ufukta sular göğe karışır
Bazen vuslatlar da vardır uzaklarda
Gemilere uzun seferler yaptırır
Bir balıkçıl suya dalar martılar senin adını anar
Gelişini beklediğim limanlar
Şimdi bomboşlar
Geri geri gider adımlarım
23lük şişelere çarparım tutar onları serin sulara salarım
100 yıl geçecekse de aradan senin kıyılarına vursun diye beklerim
Okyanusta kaybolan bir denizci olur
Yeşil limanlar ararım
Kokunla açan çiçekler ve deniz kabukları
Durgun sularda balıklarım
Sana yetişemez yüzgeçleri
Geri geri gider adımlarım
Takvimler 23lerde takılır
Her bahar sana ayrılır
Seni yazdığım defter sayfaları sararır
Ağaçlar hüznüme yaprak döker
Üşürler benimle birlikte
Sessiz bir günün ardı olur
Gök utancından kızarır
Bu kadar hasreti kalbine nasıl sığdırır
Yıldızlar bulutlara saklanır
Saçların gelir aklıma o vakit
Yitiksiz geceler savrulur üzerime
Işıklar söner herkes uyur
Biz olurduk sessizce
Sarhoş adımlar ve sarılışlar
Adsız şarkılar ve inceden yağmur
Koşarak gittiğimiz marketler
Sahi neden hep koşardık
Bir gün yorulacağımızı düşünmeden
Birlikte değil yan yanaydık
Murphy kanunlarını deler
toplumdan Aforoz edilirdik
Yine de aldırmazdık hayaletler yolumuzu kesse de onlara sarılmazdık
Boyuna koşan biz değil çocukluğumuzdu
Otobüsler gelir otobüsler giderdi
Duraklar yalnız kalmasın diye beklerdik
Geri geri gider adımlarım
23 yerinden dikişlidir kalbim
Usta bir terzinin eseridir
Acılarıma kimsesiz kedilerden şehirler kurarım
Zaman zaman kedi olur orada yaşarım
Dolaşırken geceleri şehirde
Kediler dolaşır ayaklarıma
Kucağıma gelir bir tanesi doğrudan gözlerime bakar
O zaman dizginlenir kaygılarım
Omzuma çıkar sarılır bana
Korkma ben Varım der sessizce
Geri geri gider adımlarım
Yamuk gülüşlerine rastlarım
Freud gözlüklerini çıkartır
psikanaliz diye bir şey yoktur
Nazi kamplarında bir esir
Başı dimdik karnı aç
Gel de zincirlerimi aç
Yıkıntıların arasında Fransız olurum
Çivisi çıkmış bir çerçeve ve yırtık hayaller
Ayaklarıma batar mutlu günler
Etraf toz etraf duman
Gözlerim kapalı yok mu sesimi duyan
Geri geri gider adımlarım
Galata'yı yalancı çıkartırım
Belki biraz Ümit Yaşar Oğuzcan'ım
En üst kattan atlarım
Düşmem ben de kanatlanırım
Bir gece yarısı yokluğunla dolar kadehlerim
İstanbul sokakları hep sen kokar
Başakşehir'de kedi olasım gelir
Oysa şimdi senin mahzeninde unutulmuş bir şaraptır ruhum
sen de unut tüm bunları sevgilim
Bizi bırak bu bahar kendi şarkını çal
21 Şubat 2021 Pazar
Dünden fazla yarından eksik
kedilerden bahsederim bir gece vakti
Yalnız sokakta kırmızı battaniyeli
Denize dökülen yollar misali
Gözlerine koşarım yalın ayak
Bir yıldız kayar üstümüzde
Unuturuz Dilek tutmayı ikimizde
Soluksuz anlar savrulur üstümüze
Bir karanfil toprağı deler
Trenler gelir trenler gider
Yollar bakışlarında uzar
Ellerim ceketinde hayata tutunur
Bir küçük kız gözlerinde kaybolur
Anısı kalır eski yaraların
İzleri parmak uçlarımda
Nereye dokunsam bulaşacakmış gibi korkutur
Kara bir kelebek göğsümde çırpınır
Ece Ayhan şiire burada dahil olur
Dinleyin abiler
Kara Kanatları güvelenmiş
Yıllar var ki uçmayı unutmuş
Sen dokunmaya cüret etmişsin o korkmuş
Eski kabuslar kozasında duruyormuş
Parmak uçlarımdan öpersen bir gün
Yara bandı anlamını yitirir
Bu veba yeryüzünden silinir
Olur da seversen usulca
Denizi seyreder gibi telaşsız
Yalnızlık yeni bir anlam kazanır
İşte o zaman anlarım
Yarım da bir tamdır
Yarından umut vardır
İşte o zamana kadar canım
Ben savrulup gitmeye razıyım
Olur da rüzgarım senin kıyıların da eserse
Dalgaları dinle yorgun yüreğinde
Gök yüzünde ara beni
23 Eylül 2020 Çarşamba
Eski 23'lükler
THE BIRTH OF VENUS , SANDRO BOTTICELLİ malum buton
Öksüz bir sevdayı büyütüyorum
Birlikte gittiğimiz yerlere tek başıma gidiyorum
Onlar da en az benim kadar sessizler
Neden sonra canım sıkılıyor
Kuş vurmak istiyorum Ülkü Tamerle
Gece kuşları buna dahil değil
Zaman usulca çekiliyor aradan
Aramızda yollar aramızda yıllar aramızda koca bir sis
Sonbahar hissiz
Ceplerin olmadan ellerim kimliksiz
Gülüşüne yaprak döken ağaçlar
da şimdi kimsesiz
Yokluğuna soyunmuş gibi sessiz
Seni yaşıyor bu kent sensiz
Attığım her adımda hatıraların dolaşıyor ayaklarıma
işte böyle zamanlarda sevgilim
Kımıltısız bekliyorum
Geçmemiş bir zamanda sana uzanıyorum
İşte oradasın tam karşımda ve 18 yaşında
Umutların heyecanların ve aşkınla
Hiç gitmemiş gibi yanımdasın
Kollarımı uzatmaya kalmadan dağılıyor hatıran
Geçmemiş bir zamanda sen yok oluyorsun
İşte buradayım mimar sinan parkında ve 20 yaşında
İkimizin bankında ama tek başıma
Yokluğunda batırıyorum güneşi
Ve bir gün daha sensiz
Bir gün daha kimsesiz.
4 Eylül 2020 Cuma
Büyük Terazi
Herkesi sana benzetiyorum
Hiç kimse sana benzemezken üstelik
Köşe başında rastlaşmayalım ne olur
İhtimalin bile ansızın bi intihar
Pieta’nın çaresizliği kollarımda
Yüküm kendimden ağır
Bozuk bir terazidir yüreğim
Hep sen tarafı ağır basar
Kayboluyorum olmadığın yerlerde
Korkuyorum bazen
Sarılacağım diye sen diye bir yabancıya
Yani ki kimse benzemesin sana
Senli sanrılar rüyalarıma karışsın
Bozuk bir terazidir yüreğim
Hep sen tarafı ağır basar
Oradasın ama uzanamıyorum sana
Yetmiyor yensiz kollarım sana ulaşmaya
Avuç içlerim yüzüne hasret
Dokunsam paramparça olacağım elzem
Zerrelerimden yeni aşklar doğacak
Onlar da yarım kalacaklar
2 kere 2 kadar elzem
Bozuk bir terazidir yüreğim
Hep sen tarafı ağır basar
Yüreğim yetişmiyor yüreğine
Yani ki yetişse tutuşuverecek sersem
Bu kıvılcımlar ki ihtimalinin esiri
Ancak gelişin hürriyete kavuşturur bu Alevi
Bozuk bir terazidir yüreğim
Hep sen tarafı ağır basar
Uzaklara koşasım gelir aniden
Hani ellerini versen de kaçırsak otobüsleri
Duraklar yalnız kalmasa
Temenyerinde öksüz bıraktığımız o bank
Burjuva anıtı olmasaydı
Sonbaharda üşümezdi kuşlar
Yani ki pencerene konsunlar
Bozuk bir terazidir yüreğim
Hep sen tarafı ağır basar
Seni anlattığım o kuzey yıldızı
Üstünü örtsün bu gece
Dolunay saçlarına karışırsa
Bir gece ansızın beni hatırla
26 Haziran 2020 Cuma
Şimdi Seninle - II
Az sonra soğuk bir yel alacak ikimizden birini
Apansız bir kımıltı yerleşecek içimize
Akıp giden zamanın içinde savrulacağız
Bilirsin bütün kızıl derililer kaybeder
Spartakus kazanır
İşte bu yüzden canım
Bütün aşklar yarım kalmalıdır
Yarımda bir bütündür neticede
İki çeyrekten oluşur düşününce
Ve bilirsin Bütün yenilgilerin mayası zaferle yoğurulmuştur
Kölelikten kurtulan toplumlar hürriyete kavuşmuştur
Şimdi seninle savrulan zamanın içinde iki yorgun yaprağız
Az sonra savrulacağız
Hoyrat bir rüzgar alacak ruhumuzu
Bilirsin o zaman esaretinden kurtulur bütün aşklar
Esaretler bir bakıma güzeldir
Yan yana olmanın kaçınılmaz sonunu geciktirir
Şimdi seninle Bir ağaç dalına esir iki ayrı yaprağız
Rüzgarı kendinden menkul bir göğe bakmaktayız
Yeterince sustuysak birbirimizi anlayabiliriz
Yine de illegal ayrılıkların önüne geçemeyiz
Az sonra azalarak yok olacağız
Kırıntılarımıza basan kuşlar ötmeyi unutacak
Belki bir defter arasında kurutulan anılar olacağız
Ayrı defterlerde ayrı sonlara doğru yol alacağız
Hazan vakti elzem
Şimdi seninle kuruyan iki yaprak gibiyiz
Yeterince kuruyunca ayrılacağız
Giderken ardımıza bakmayacağız
5 Haziran 2020 Cuma
100 Yıl
Starry Night , Vincent Van Gogh Malum Buton
Sevgilim,
bu şiiri sana 100 yıl önceden yazıyorum
100 yıl alacak çünkü gelişin, biliyor fakat üzülmüyorum
Yokluğunu dolduruyorum
Bazen bir kitapla bazen bir şiirle
Şarkılar dinliyor dans ediyorum
Küçük çocuksu oyunlar kuruyorum
Hiçbirini hayata geçirmiyorum
Tehlikeli oyunlar oynamak istiyorum bazen
Uçurum kenarlarına gitmek
Hayatın anlamını düşünmek gibi
Korkma hiçbirini yapmıyorum
Yalnızca gökyüzünü seyrediyorum
Bazı yorgun zamanlarda
Yalnızlığımı dizginlesin diye
Bulutları içiyorum
Sessizliği örtüyorum üstüme gece olunca
Her şey son bulunca
Bir günün ardı oluyorum
Uyku tutmayınca
Kalkıyorum bir şiir demliyorum
Gündüz düşlerini tekmeliyorum
Mutlu şiir yoktur sanıyorum
Umuttan söz etmiyorum
Gemilerimi ay ışığında yüzdürüyorum
Yıldız ağlarına takılıyor balıklarım, önemsemiyorum
Pullarından yeni yıldızlar doğar nasıl olsa biliyorum
Bu mısraları sana 100 yıl önceden yazıyorum
Geldiğinde 100 yıl büyümüş olacağım biliyorum
Hayatın fırınında yavaş yavaş pişiyorum
Yanmadan çıkacak mıyım bilmiyorum
Belki biraz korkuyorum
Korkularımı puslu yıldızlara anlatmıyorum
Işık’ları sönmesin diye açık bırakıyorum
Üstüme geceyi örtüyorum
Yine de uyuyamıyorum
İşte sana böyle bir geceden
100 yıl önceden sesleniyorum
Geldiğinde kim olurum bilmiyorum
Değişeceğim elzem
Mutlak bir birlikteliğimiz olsun diye
Hayatın ununda eleneceğim
Seni üzmemek için kendimden gideceğim.
26 Mayıs 2020 Salı
Şimdi seninle I
Fiksasyon*
Yorgun kelimeler biriktiriyorum gözyaşlarım içinde Bir yağmur damlasının bulutundan ayrılışını düşünüyorum Git gide hafifleyişi ve azalara...
-
Creation of Eve , Michelangelo Malum Buton Herkesi sana benzetiyorum Hiç kimse sana benzemezk...
-
Yorgun kelimeler biriktiriyorum gözyaşlarım içinde Bir yağmur damlasının bulutundan ayrılışını düşünüyorum Git gide hafifleyişi ve azalara...







